27 Nisan 2013 Cumartesi

D'autres vies que la mienne


Yazar: Emmanuel Carrère
Özgün Adı: D’autres vies que la mienne

Özet:

Roman, 2004 yılında Carrère ve sevgilisi Hélène’in Sri Lanka’da tatildeyken yaşanan tsunami felakatindeki kayıplarla başlıyor. Daha özelde, çiftin Fransız arkadaşlarının kızı Juliette’in ölümü ile. Sonra ölümler birbirine karışıyor ve yazarın sevgilisi Hélène’in aynı isimli kız kardeşi Juliette’in kanserden ölümü ile, ilişkilerin ölümü ile birleşiyor. Roman, tsunamiden bir gece önce çiftin ayrılık hakkında konuşmaları ile başlıyor. Ani ölüme dair düşünceleri, ani ölümün yaşamları nasıl dönüştürdüğüne dair düşünceler ve ani ölümler izliyor. Tsunamideki ani ölümlerin, küçük Juliette’in yıkıcı ölümünün üzerinden 4 ay geçiyor ve bu kez Hélène’in ölümü gerçekleşir. Juliette ilk gençlikten bu yana süren savaşında bir bacağını kaybetmiş olmasına rağmen avukat olmuş, evlenmiş ve çocuk sahibi olmuş bir kadındır ancak 32 yaşında arkasında üç küçük çocuk bırakarak kansere yenilir. Onun ölümü de anidir ve arkasında bıraktığı yaşamları sonsuza dek değiştirmiştir. Juliette’in yakın bir dostu ve iş arkadaşı olan yargıç Etienne Rigal, Carrère’e Juliette’in önemli bir hukukçu olduğunu ve bir gün onun hikayesini yazması gerektiğini söyler. Carrère bu teklifi kabul eder ve ölümün ertelenmesinin sevgi, cesaret ve netlik gerektiren savaşına dair yazmaya başlar.

Kritik'ten,
« Dalgadan bir gece önce, Hélène ile ayrılmaktan konuştuğumuzu hatırlıyorum. Karmaşık olmayacaktı, birlikte yaşamıyorduk, çocuk sahibi olmamıştık, birbirimizi arkadaş olarak görmeyi bile başarabilecektir, yine de bu oldukça üzücüydü. »

Roman bu sözlerle başlıyor. Birbiri içinde erimemiş ya da asla gerçekten birbirine karışmamış iki hayatın ayrılığının bile hüzün yaratma olasılığı hatta gerçekliği ile. Ertesi gün kıyamet kopuyor ve küçük Juliette tsunamide ölüyor. Henüz kendini gerçekleştirememiş, buna yeterince vakti olmamış küçük Juliette’in ölümü, anne ve babası için kıyametin sonsuz halidir. Arkadaşlarının bu tecrübesine tanıklık eden çift, bu « dış » ölümden biraz daha yakın olanı ile karşılaşırlar. Bu kez başka bir Juliette’dir ölen. Hastalığına rağmen bir yaşam kurmayı başarmış, başarılı bir hukukçu, bir anne olan Juliette. Ölümden söz eden ve ölümün hakikatine dair neredeyse 50 sayfalık bir prolog barındıran bu roman, « yalnızca karamsar » olmaktan uzak. Bilakis, yazar mutluluk ve mutsuzluk arasında bir seçim yapmıyor anlatırken. Sevgi ve kayıp temalarını roman ile sınırlandırılamayacak bir anlatıda işliyor. Çaresizlik, suçluluk duyguları, kumda oynarken sürüklenen ve « yok » olan küçük Juliette’in kaybının gölgesinde büyürken, sevgi ve cesaretin sesi 32 yaşındaki Juliette’in örnek alınası yaşamının sonlanmasında yükseliyor. Çiftin o gün sahile inmeme kararı onları ölümden kurtarıyor, ancak onlar dışında herkesin başına gelen bu kıyamet, çift ile dünya arasındaki mesafeyi kuruyor. Bir tarafta ölümün ani yıkıcılığının tecrübesiyle yaşlanmış yaşamlar diğer yanda ise başkalarının yaşamlarının gölgesinde tecrübeyi anlatanlar, onu düşünenler.

Carrère, bir anlatıcı olarak, başkalarının yaşamına (yıkımına) sadece uzaktan tanık olanlar safhında elbette. Ancak romanda yazarın dilinin katettiği yol her ikisini de içine almakla kalmıyor, her biri içindeki kontrastları da kendine katarak önemli bir anlatıya dönüşüyor. Carrère, insanın başına gelebilecek temel bir olaydan yola çıkarak, okuru belirsiz ve tedirgin edici ama diğer yandan da edebi açıdan keyifli ve kesintisiz bir arayışa çıkarıyor.

Emmanuel Carrère Kimdir?
1957 Paris doğumlu yazar, senarist ve yönetmen CarrèreParis’te Siyaset Bilimi eğitimi aldı. Sovyetolog ve tarihçi Hélène Carrère d'Encausse’ün oğludur. Yazmaya sinema eleştirmeni olarak başladı ve Positif, Télérama gibi yayınlarda sinema eleştirileri yazdı. 1982 yılında ilk kitabı Werner Herzog, 1983 yılında ise ilk romanıL'Amie du jaguaryayımlandı. 1984 tarihli Bravoureisimli romanı ile Flammarion’dan P.O.L. yayınevine transfer oldu. Romanları filmleştirildi, La Moustache (1986) isimli romanınıkendisi senaryolaştırdı ve filmi kendisi yönetti. Sinemaya olan yakınlığı nedeniyle 2010 ve 2012 yıllarında Cannes Film Festivali’nde jüri olarak yer aldı. 2003 yılında da Inter kitap festivalinde jüri başkanı olarak yer aldı. 2011 yılında Limonov(2011) ile Prix Renaudot’u aldı.Limonov, aynı zamanda ciddi bir ticari başarıyı da beraberinde getirdi.
Yazarın aldığı diğer bazı ödüller :
Bravoure, Prix Passion 1984, Prix de la Vocation 1985
Le Détroit de Behring, Grand Prix de la science-fiction 1987, Prix Valery Larbaud 1987
Hors D’atteinte? Prix Kléber Haedens 1988
La Classe de Neige, Prix Femina 1995




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder